26° Açık
  • EURO
  • DOLAR

Tür Ayrımcılığı …

Didim Haberleri - Temmuz 14, 2020 15:15 A A

2009’da yazılan eski bir yazı ama güncelliğini korumaya devam ediyor. Azgın kapitalizm küreselleşmeye yönelince, türlerin yaşam güvencesi ortadan kalkmıştır. Gölgesini satamadığı ağacı kesenler saldırganlıklarını artırmışlardır. Korona salgını ise, kelimenin tam anlamıyla “tüy dikmiştir” Türler artık güvende değil! (14.07.2020-F.E.)                                                                     Temsil yetkisi olmayan vekil, yetkili bir vekili azarlıyor. Mecliste cins ayrımcılığı…

Yer yer beslenen ateşlerin kanlı alevleri yükseliyor savunmasız kürenin her yanından. Kimi yerde farklı inançların, kimi yerde farklı renklerin; ayrı dillerin ya da ayrı aidiyetlerin kışkırtılmış ateşlerinden yükseliyor boğuntu dumanları!..

Acıların en hoyrat burgacında boğuluyor duyarlı yürekler, kendi bedenlerinin kan ırmaklarında…

Sorumsuzluklar yürüyor üstüne savunmasız renklerin.Bıkmadan,usanmadan ve aymazlığın zafer çığlıkları atılarak varılıyor varlıklar üstüne!..

Yılışık utanmazlıklarla bakarak gerçeğin gözlerine…Bir ahlaksızlık temelinde yükselen yeni ahlakın eteğine tutunarak; onu sürükleyerek arsız çıkarlarına ve onunla birlikte sürüklenerek!..

Şaşırtılmış duyarlıkların kör noktasında, kışkırtılmış sıradanlar sürüsü; özünde kendi yarınsızlıklarının üstüne yürüdüğünün  aymazlığında iken..

Savruluyor varlıkların yaşam güvencesi, yaşamların tesadüflere kaldığı en dış çemberlere…Geleceğin gırtlağına saplanmış olan kanlı tırnakların ardında; bilinçsiz, çıkarcı ve bencil insanların elleri var(!)

    Geçmişin karanlıklarına rehin bırakılmış yürekleriyle hak etmedikleri bir geleceğe sürüklenme çabasıyla kürenin yarınlarını yok etmekteler!.. Oysa doğada var olan, hatta bu varlı zorunlu olan farklılıklar, tüm oluşumları belirleyen koşulların kaçınılmaz sonuçlarıdır! Herhangi bir olguyu olmadan önce değiştirme güç veya olanağına sahip değilsek eğer, o zaman farklılıkları yadırgamamız yadırganabilir.Farklılıkları normal kabul edebilmek, özünde kendinin normal olduğunun ilanı ve tescilidir!..Rıza Türmen bu konuyu bir alıntıyla şöyle açımlıyor: “İnsanı sevmek Sonraki aşama olarak, bireyin, “öteki”ni de birey olarak kabul etmesi, tanıması, onunla iletişim kurması gerekli. Fransız düşünür Levinas’a göre, etik düşünce, kendini “öteki”ne karşı tanımlamakla, kendi varlığını aşarak “öteki”nin bilincinde olmakla başlar. “Öteki”ni belirleyen şey, yüzü. Ancak yüzünü gördüğü “Öteki” ile iletişim kurmak olanağı var. İletişim bireyler arasındaki farklılığı ortadan kaldırmaz. Tersine, farklılığı korur. “Öteki”ni tanımak, kabul etmek, kendini aşarak “Öteki”ne ulaşmak demek. Bir karşılık beklemeden “Öteki”ne karşı kendini sorumlu görmek demek. Levinas’ın düşüncesi, bireyselliğin getirdiği bencilliği önlemek açısından da önem taşıyor. Yüzünü gördüğünüz insanı, sadece insan olduğu için sevmeyi, ona karşı sorumluluk duymayı öngörüyor.” (Rıza Türmen, 05/01/2009-Milliyet)                                                          Burada değinilen konu, bir türün (insan) kendi içindeki farklılıklarını algılamaya ve  aşmaya dönük. Üstelik bu konuda yapılan tüm açıklamalar insanı temel almaktadır. Bu yaklaşım da özünde bir egemenliğe gönderme yapmaktadır.

Bu temel tespitten hareket edildiğinde; farklılıkları, bütünü oluşturan yapıların yadsınamaz parçaları olarak algılamak doğaldır. Aslında hemen hemen her koşulda (istisnalar dışında) farklılıklar, bütünü oluşturan zenginliğin kanıtıdır. Birörnek yapılar; vasat, sıradan veya normal olarak nitelendirilebilir. Böyle bir yaklaşım aynı zamanda durağan bir yapının varlığını gösterir. Bu nedenle pozitif farklılıklar (varlıkların var olmalarına ilişkin temel hakları gözeten) bütünü zenginleştirdiği gibi; etkileşim, değişim ve dönüşümlerinde temelini oluşturur.

Bu temel saptamadan sonra tür ayrımcılığını tanımlayabiliriz. Doğadaki varlıklar arasında (canlı ve cansız), canlıları cansızlardan üstün tutmak, canlılar arasında da insanları öteki canlılardan üstün tutmak. Oysa doğa türlerin toplamından oluşmuştur. Doğanın bütünselliği dikkate alındığında, her tür ötekiler için “olmazsa olmaz” olduğu görülür. Yani her türün varlığı ancak doğada var olan öteki varlıkların da var olmasına bağlıdır…

İnsan temelli değerlendirmeler, öteki türleri ihmal ettiği oranda noksan veya sakattır. Bir çevre sorunu ele alındığında, insan temelli bir değerlendirme yapılır.Oysa çevre şu şekilde tanımlanabilir: Varlıkların oluşumuna ve devamına olanak sağlayan her ortam çevredir.

Hiç kuşkusuz, insanı öncelikli sayan tüm değerlendirmeler tam anlamıyla sağlıklı değildir. İnsanların öteki varlıklar karşısındaki üstünlüğü; algılama, yorumlama, çıkarsamada bulunarak, doğa kurallarına karşın pozitif çözümler üretebilmesidir. Üstünlük ayrıcalıklı konum kazanmak değil, aksine sorumlu olmayı zorunlu kılar. Varlıklar piramidinin tepesinde yer alan insanların, tabana (öteki türler) gereksinimlerinin olmadığı ileri sürülemez! Bu noktada SCHILLER’in bir sözünü anımsamakta yarar var: “Yükselmenin en alçakcası, zayıfların sırtına basarak olanıdır.”

İnsanlar için sağlıklı çevre dendiğinde, insanlık onuruna yaraşır bir yaşamı  sürdürme olanaklarının sağlandığı bir çevre algılanmalıdır. Öteki türler için sağlıklı çevre sadece varlıklarını sürdürebilecekleri çevre olarak algılanmamalıdır. Nesne varlığını sürdürürken, bütünlüğünü koruyarak ve gelişerek varlığını sürdürmelidir. Özgürlüğün bir temel hak olduğunu kabul ettiğimiz an, insanlar dışında kalan öteki türlerin de özgürce varlıklarını sürdürme haklarının olduğunu kabul etmemiz gerekir.

Bireyin hakkı, düşüncesinin ulaştığı noktaya kadar uzanır. (Düşünce hızı doğada var olan tüm hızların önde gelenidir.) Ancak bu hak, gaspçı bir hak anlayışı değil, öteki varlıkların haklarını korumayı da bünyesinde barındırmalıdır. Bu hak, ötekilerin varlığını kabul etmekle başlayan; uzlaşmak ve paylaşmakla kendini besleyen bir haktır. Doğaya sunulan her katkı son belirlemede bireyin kendisine sunduğu bir katkı olarak algılanmalıdır! Çünkü insan aynı zamanda öteki varlıklarla birlikte var olan bir doğadır!..

Doğayı bir beden olarak düşünebiliriz. Sağlıklı bir bedende mikrop veya mikroplar gelişirken, onların kazancı, bedenin kaybına denktir. Hastalık ilerledikçe beden direncini yitirir.Mikropların gücü maksimuma yükselirken, bedenin direnci sıfıra doğru geriler.Ama unutulmaması gereken şey; beden en zayıf anında yaşamını yitirirken, varlığı bedenin varlığının bağımlısı olan mikrop da en güçlü anında yaşamını yitirir!..

İnsanlar öteki varlıklarla birlikte kürenin bedenini oluştururlar. İnsanların her şeye karşın ve her koşulda güçlenmeyi ön planda tutmaları, ötekilerle birlikte kendilerinin de sonunu getirir! Bilinçli insanların yaşadıkları kürede kanser mikrobu işlevini üstlenmeleri, her şeyden önce taşıdıkları var sayılan akıl ile çelişir!..

Sorunun çözümü, yaygın bir alışkanlık halindeki tür ayrımcılığını en azından ağır ağır da olsa ortadan kaldırmaktır. Aslında bu çözüm öteki ayrımcılıklar için de geçerlidir. Tür ayrımcılığı henüz gerektiği gibi dikkate alınmayan ayrımcılıklardan biridir.Tıpkı bunun gibi erk ayrımcılığı da dikkate alınarak irdelenmelidir.Çünkü çıkarlar temelinde geliştirilen ayrımcılıklar her koşulda bütüne zarar vermektedir.Akıllı varlıklar, varlıklara zarar vermemekle işe başlamalıdırlar!..

Bu haber 194 kez okundu.
bir kap su
Didim Haberleri - 15:15 A A
BENZER HABERLER
haber hattı

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

HAVA DURUMU

11 Ağustos 2020 SALI
26°
  • SAL 36.3°
  • ÇAR 37.4°
  • PER 38.2°

HABER LİSTESİ

  • 01
    Bize hatırlattıkların için teşekkürler Coronavirüs!..
    Dün sosyal medyada güzel bir video paylaşıldı… Ben de ilgiyle ve biraz da farkındalıkla izledim… Video coronavirüs’e  teşekkürle başlıyordu ve devamında bizlere unuttuğumuz bazı ŞEY’leri tek tek  hatırlatıyordu… İşte o videodaki SES’e kulak verelim: “Teşekkürler Coronavirüs. Bizi silkelediğin için!.. Bize daha büyük bir şeye bağlı olduğumuzu gösterdiğin ve düşündürdüğün için!.. Teşekkürler, bize bollukla, sağlıkla, özgürce […]
  • 02
    6 Kilo Uyuşturucu Aydın’a Sokulmadı
    Aydın Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce Aydın il merkezinde uyuşturucu madde ticareti ve kullanımını önlemeye yönelik yapılan operasyonda K9 Narkotik köpeği Çayra’nın da yardımıyla uyuşturucu ele geçirildi. 22.03.2020 günü Doğu illerinden aydına yüklü miktarda uyuşturucu madde getireceği istihbaratı alınan  K. İ. isimli şahsın kullanmakta olduğu aracında yapılan yapılan aramada, araçın çeşitli yerlerinde ve […]
  • 03
    Didim’de yalnız yaşayan kadın evinde ölü bulundu
    Didim’de bir kadın evinde ölü bulundu Didim’de yalnız yaşayan  kadın evinde ölü bulundu Olay Yeni Mahalle 825 sokak Yusuf Apartmanı No:4 Kat 1’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; ailesi yurt dışında yaşayan ve uzun yıllardır Didim’de tek başına  ikamet eden Funda Yıldız’dan (45) komşuları bir süredir haber alamadı. Apartmanda duyulan koku üzerine komşular durumu polise […]
  • 04
    Altınkum Vakıf Tesislerinde Yıkım Başladı
    Altınkum Vakıf Tesislerinde Yıkım Başladı Yıkımı Zabıta Durdurdu Altınkum Yalı Caddesi üzerinde bulunan ve Didimlilerin park olmasını istediği,  ancak halen belirsizliğini sürdüren ve Vakıf Arazisi olarak bilinen yerdeki metruk binalar yıkılmaya başlandı. Gazetemiz e gelen haberler üzerine görüştüğümüz yetkililer metruk binanın bazı hayati tehlike yaratmaya başladığını ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü olarak yıkıma başladıkları söylendi. Didim […]
  • 05
    Didim İmam Hatip Ortaokulu Kapatıldı
    Didim İmam Hatip Ortaokulu Kapatıldı Didim’de Çamlık Mahallesinde Kurulan Didim imam hatip Ortaokulu ve Yenimahalle’deki pansiyonlu Anadolu İmam hatip Lisesine  talep olamaması üzerine,  Didim İmam Hatip Ortaokulu ile Didim Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin  olduğu binaya taşınacak. Geçtiğimiz yıl  200 Kişilik pansiyonu 24 dersliği bulunan liseye yeterli öğrencinin başvurmaması üzerine  okul yeterli  kapasiteye ulaşamadı. Didim’in Y […]
  • 06
    Korona Günlerinde OSB Yeniden mi Hortluyor?
    Didim’de geçtiğimiz yıl Tarım Bakanlığınca yatırım planlarına alınan Didim’de Su Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi ve Balık Çiftliklerinin  yapımıyla ilgili Didim kamuoyunun tepkisi ve toplanan 40 bine yakın imzaya rağmen,  AK Parti Aydın Milletvekili Rıza Posacı, Didim’de kurulması planlanan Su Ürünleri Organize Sera Bölgesi (OSB) ile ilgili yaptığı açıklamada ilçedeki çevreci tepkileri eleştirdi. Yapılması planlanan  Balık […]
  • 07
    “SAKIN EV VE ARSA SATMAYIN DİDİM’E OTEL YAPMAYIN(!)”
    “SAKIN EV VE ARSA SATMAYIN DİDİM’E OTEL YAPMAYIN(!)” Didim’in fahri hemşerisi Turizmci Hüseyin Baraner’den korona sonrası turizm ile ilgili öngörüler ve tavsiyeleri ve öngörülerinde  “En az beş yıl otel yapmayın” yakarışı ve  ” Arsası, evi, yatırımı olanlar sakın ola yerinizi satmayın” önerisi dikkat çekiyor. Gazetemize de yaptığı açıklamaların dikkat çeken bölümlerinde Baraner,  uzun dönem öngörüleri […]
  • 08
    “DİDİM’İN BİR DEĞERİNİ DAHA YİTİRMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”
    DİDİM’İN BİR DEĞERİNİ DAHA YİTİRMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ Dün gazetemize haber olan Altınkum Yalı Caddesi üzerindeki Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait metruk tesislerde yıkım işlemlerin başlaması üzerine Didim Belediyesi işlemi durdurma kararı aldı. Konuyla ilgili olarak Didim Derneği Yönetim Kurulu yazılı bir basın açıklaması ile söz konusu arazinin Didim’in belleğini barındırdığını ve halen kendilerinin de taraf olduğu […]
  • 09
    DİDİMLİ KADININ KARANTİNA GÜNLERİ
    DİDİM GERÇEK GAZETESİ’NİN HABER/RÖPORTAJ Ertan YURDERİ          & Candan ….     4 günlük karantina günlerini İstanbul’da Yıldız Teknik Üniversitesi kampüsündeki yurtta kalarak yaşayan Didimli Candan arkadaşımızla yaptığım telefon görüşmesinden bazı önemli noktaları sizlere aktarmak istiyorum… ” … Almanya’dan Didim’e dönmek üzere THY uçağına binmiştim. Uçakta 60 kişi vardı, bizleri mümkün olduğunca […]
  • 10
    AN İTİBARİYLE DİDİM GERÇEĞİ
    Büyükşehirlerden Didim’e kaçış var sanırım. Didim’in en işlek caddesi üzerinde oturuyoruz. Araba plakalarının çoğunluğuna baktığımızda başta Ankara olmak üzere Eskişehir, İstanbul, Çorum vs. gibi plakaların çoğaldığını görüyoruz. Buraya kaçıp gelenlere şunu söylemek istiyorum. Hastanemizin kapasitesi kış zamanlarında bile yetersiz yaz aylarında yaşamış olduğumuz kalabalığı biliyor olmanız lazım. Burası kış aylarında 85 bin nüfusu bile kaldıramıyor. […]