12° Açık
  • EURO
  • DOLAR

AKTÖRLER…

Yazarlar - Nisan 17, 2020 17:06 A A

1990 sonrasında uzun süre küreselleşme olgusu gündemi işgal etti. Küreselleşme yaşamın her alanında yoğunlaşma demekti. Örneğin, sermaye dendiğinde finansal araçların belirli ellerde, belirli ülkelerde ve belirli yörelerde yığışması anlamına gelmekteydi. İşletmeler, madenler, hizmet sektörü ve tüm kaynakların belirli ellerde toplanması için planlar üretilmişti. Arap baharı da bu amaca hizmet etmişti.

Küreselleşmenin planlandığı biçimde gelişmesi için; Özelleştirme, kuralsızlaştırma, esnekleştirme, itibarsızlaştırma araçları devreye sokuldu. Bu araçların hepsi yeniden paylaşımı amaçlamaktaydı. Bunun topluma yansıması; zenginler daha zengin olacak, yoksullar daha da yoksullaşacaktı(!) Bu amaca ulaşmak için sadece iç düzenlemeler yeterli değildi. Bölgesel çatışmalarla iç savaşlarında devreye sokulması gerekmekteydi.

Huntigton “medeniyetler savaşı” diyerek “başla” komutunu vermişti. Gelişmiş Hristiyanlar ile gelişimini tamamlayamayan Müslümanlar arasında yaşanacak bir savaş söz konusuydu. Emperyalistler Irak’a demokrasi götürerek işe başladılar. Milyonlarca insan yaşamını yitirdi. Savaşın yıkımı doğa dâhil tüm varlıkları etkiledi. Iraklılar diktatör Saddam’ı arar oldular.

Afrika’nın kuzeyinde başlayan hareket hızla öteki alanlara da yayıldı. Suriye’nin iç işlerine müdahale edenler yığınsal göçlerin yaşanmasına neden oldu. IŞİT belası bölge sorunu olmaktan çıkarak öteki ülkelere de sıçradı.

Egemenlerin büyük bir kısmı oynanan oyunun farkında ve aynı zamanda oyunun aktörü. Bir avuç aktör yaşam sahnesinde kurgulanmış oyunu sahnelerken; büyük çoğunluk oynanan oyunları gerçek bir yaşam olarak algılıyor. Yanılgılı yaşam algısı nedeniyle küçük bir azınlık, büyük çoğunluğu kendi çıkarları için ve istedikleri biçimde yönetmekteler(!)

Emperyalizm ile eklemlenen yerli işbirlikçiler, “proje” partiler aracılığıyla ülke varlıklarının yağmalanmasına hizmet ettiler. Bir ABD yetkilisine sorulan soru şöyle: “Siz hainlere ne yaparsınız?” diye sorulduğunda verilen yanıt; “Kendi hainlerimizi hallederiz. Yabancı hainleri de işbaşına getiririz(!)

Suç ortaklığı, ülkelerin yıkımına neden olmuştur. Aynı yöntemi bağımlı ülkeler kendi içlerinde de uygulamışlardır. Bu suçlulara geleceğini harcayan borçlularda eklenince azımsanmayacak bir yandaş kitle her şeyi etkiler olmuştur.

Toplumsal aktörler, yönetimde etkin olan ve paylaşımı belirleyen odaklardır. Sermaye her zaman sadece kendisinden yana olmuştur. Çıkarlarına dokunulmadığı sürece ses çıkarmamayı yeğlemişlerdir. Ses çıkarmak zorunda kalanlar ise, tek tek yok edilmişlerdir. Kurucu sıfatı olan ordu önemli aktörlerden biri iken; vesayetin el değiştirmesi sonucunda şimdilik etkisiz hale getirilmiştir.

Ordular kendi inisiyatifleri ile darbe yapmaz ve yapamaz. Ancak, sermaye isterse darbeye aracılık yapar. Tüm güvenlik güçlerinin varlık nedeni, varlıklara sahip olanlardır. Güvenlik güçlerinin görevi, varlıkları ve varlıkların sahiplerini korumaktır. Bu görevi yerine getirirken, en güçlü sermayenin komutlarına uyarlar.

1990 sonrasında en güçlü sermayenin komutlarına uymayan yetkili ve görevliler, proje ürünü olan işbirlikçilerin yardım ve katkılarıyla (2010’lardan sonra) etkisiz hale getirilmişlerdir. Genelkurmay Başkanlığı yapmış olan kişi darbe için örgüt kurmakla suçlanmış ve hapse atılmıştır(!) Bu süreçte “itibarsızlaştırma” yoğun bir biçimde uygulanmıştır. Demokrasinin yetersizliği kuvvetler ayrılığının uygulanmaması ile, hukukun bir silah olarak kullanılması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, seçimle gelenler seçimle gitmeyince kaos kaçınılmaz olmuştur! Yani, içinde bulunduğumuz süreçleri yaşamak kaçınılmaz olmuştur. Bu süreçlerin bizi nereye götüreceği ayan beyan görülmektedir. Cumhuriyetin kazanımlarını ve değerlerini yok edenler ülkeyi kurtuluş savaşı öncesine taşımak isterken; bir avuç insanın çıkarlarını güvenceye almak istemektedirler.

Can yakan işsizlik bir işkenceye dönüşmekte ve hatta bazı genç insanların kendi yaşamlarına son vermeleri ile sonuçlanmaktadır. Bu koşullarda insanımız, yakıcı kış koşullarının can yakan ayazına terk edildi!

Açık veya örtük olarak mülkiyet hızla el değiştirmeye başladı. Alışılmış olduğu gibi, önce en zayıf olanlardan başladılar. Yeterli örgütlülüğe sahip olmayan emekçiler etkisizleştirildiler. Çiftçilerin alan dışına itilmesi için alınan kararlar etkili oldu. Üretim girdileri artınca, üretmeme eğilimi ağır bastı. Bu süreci ithalat politikası iyice pekiştirdi. Aynı süreçte tarım alanları imara açıldı. Bir başka değişkende üreticilerin borçlandırılmasıydı. Aynı zamanda eldeki fabrikalar yabancılara veya yandaşlara satıldı. Bu olumsuz gelişme vatandaşların ülkeleri ile olan bağlarını ve yönetime katılım olanaklarını zayıflattı. Bütün bunlar yaşanırken; korona belası çıkageldi. Salgının varlığının kabul edilmedi, Dünya Sağlık Örgütünün pandemi uyarısından sonra hastalığın varlığı kabul edildi. Alınması gereken önlemler zamanında alınmadığı için her geçen gün sorunlarımız katlanarak artmaktadır. Önlem almayı engelleyen şey, elde yeterli paranın olmamasıdır. Her şeye karşın geciken her önlem daha çok zarara neden olmaktadır. Bunun için Bilim Kurulunun önerileri mutlaka dikkate alınmalıdır. Bir takım aksaklıkların giderilebilmesi için ortak akıldan ve var olan örgütlerden (yerel yönetimler) yararlanmak, ülkemizin yararına olacaktır.

Bu haber 398 kez okundu.
bir kap su
Yazarlar - 17:06 A A
BENZER HABERLER
haber hattı

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

HAVA DURUMU

23 Ekim 2020 CUMA
12°
  • CTS 28.0°
  • PAZ 28.1°
  • PTS 27.3°

HABER LİSTESİ

  • 01
    Bize hatırlattıkların için teşekkürler Coronavirüs!..
    Dün sosyal medyada güzel bir video paylaşıldı… Ben de ilgiyle ve biraz da farkındalıkla izledim… Video coronavirüs’e  teşekkürle başlıyordu ve devamında bizlere unuttuğumuz bazı ŞEY’leri tek tek  hatırlatıyordu… İşte o videodaki SES’e kulak verelim: “Teşekkürler Coronavirüs. Bizi silkelediğin için!.. Bize daha büyük bir şeye bağlı olduğumuzu gösterdiğin ve düşündürdüğün için!.. Teşekkürler, bize bollukla, sağlıkla, özgürce […]
  • 02
    6 Kilo Uyuşturucu Aydın’a Sokulmadı
    Aydın Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce Aydın il merkezinde uyuşturucu madde ticareti ve kullanımını önlemeye yönelik yapılan operasyonda K9 Narkotik köpeği Çayra’nın da yardımıyla uyuşturucu ele geçirildi. 22.03.2020 günü Doğu illerinden aydına yüklü miktarda uyuşturucu madde getireceği istihbaratı alınan  K. İ. isimli şahsın kullanmakta olduğu aracında yapılan yapılan aramada, araçın çeşitli yerlerinde ve […]
  • 03
    Didim’de yalnız yaşayan kadın evinde ölü bulundu
    Didim’de bir kadın evinde ölü bulundu Didim’de yalnız yaşayan  kadın evinde ölü bulundu Olay Yeni Mahalle 825 sokak Yusuf Apartmanı No:4 Kat 1’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; ailesi yurt dışında yaşayan ve uzun yıllardır Didim’de tek başına  ikamet eden Funda Yıldız’dan (45) komşuları bir süredir haber alamadı. Apartmanda duyulan koku üzerine komşular durumu polise […]
  • 04
    Altınkum Vakıf Tesislerinde Yıkım Başladı
    Altınkum Vakıf Tesislerinde Yıkım Başladı Yıkımı Zabıta Durdurdu Altınkum Yalı Caddesi üzerinde bulunan ve Didimlilerin park olmasını istediği,  ancak halen belirsizliğini sürdüren ve Vakıf Arazisi olarak bilinen yerdeki metruk binalar yıkılmaya başlandı. Gazetemiz e gelen haberler üzerine görüştüğümüz yetkililer metruk binanın bazı hayati tehlike yaratmaya başladığını ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü olarak yıkıma başladıkları söylendi. Didim […]
  • 05
    Didim İmam Hatip Ortaokulu Kapatıldı
    Didim İmam Hatip Ortaokulu Kapatıldı Didim’de Çamlık Mahallesinde Kurulan Didim imam hatip Ortaokulu ve Yenimahalle’deki pansiyonlu Anadolu İmam hatip Lisesine  talep olamaması üzerine,  Didim İmam Hatip Ortaokulu ile Didim Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin  olduğu binaya taşınacak. Geçtiğimiz yıl  200 Kişilik pansiyonu 24 dersliği bulunan liseye yeterli öğrencinin başvurmaması üzerine  okul yeterli  kapasiteye ulaşamadı. Didim’in Y […]
  • 06
    Korona Günlerinde OSB Yeniden mi Hortluyor?
    Didim’de geçtiğimiz yıl Tarım Bakanlığınca yatırım planlarına alınan Didim’de Su Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi ve Balık Çiftliklerinin  yapımıyla ilgili Didim kamuoyunun tepkisi ve toplanan 40 bine yakın imzaya rağmen,  AK Parti Aydın Milletvekili Rıza Posacı, Didim’de kurulması planlanan Su Ürünleri Organize Sera Bölgesi (OSB) ile ilgili yaptığı açıklamada ilçedeki çevreci tepkileri eleştirdi. Yapılması planlanan  Balık […]
  • 07
    “SAKIN EV VE ARSA SATMAYIN DİDİM’E OTEL YAPMAYIN(!)”
    “SAKIN EV VE ARSA SATMAYIN DİDİM’E OTEL YAPMAYIN(!)” Didim’in fahri hemşerisi Turizmci Hüseyin Baraner’den korona sonrası turizm ile ilgili öngörüler ve tavsiyeleri ve öngörülerinde  “En az beş yıl otel yapmayın” yakarışı ve  ” Arsası, evi, yatırımı olanlar sakın ola yerinizi satmayın” önerisi dikkat çekiyor. Gazetemize de yaptığı açıklamaların dikkat çeken bölümlerinde Baraner,  uzun dönem öngörüleri […]
  • 08
    400 TEKNE SALDIRI İÇİN GÜN SAYIYOR !
    400 TEKNE SALDIRI İÇİN GÜN SAYIYOR ! Didim’de kaçak avcılığı ile mücadele edilen deniz patlıcanı olarak bilinen deniz canlısının avlanması ile ilgili olarak avlanmasının 28 Eylül 2020 itibariyle serbest bırakılacağını duyan ruhsatlı tekneler hazırlıklarına başladılar. “Didim Sivil Gelişim Gurubu” bileşenlerinden Didim Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneği (DİHAD) Didim Derneği  adına bilgilendirme paylaşımı yapan  DİHAD yöneticisi […]
  • 09
    “DİDİM’İN BİR DEĞERİNİ DAHA YİTİRMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”
    DİDİM’İN BİR DEĞERİNİ DAHA YİTİRMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ Dün gazetemize haber olan Altınkum Yalı Caddesi üzerindeki Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait metruk tesislerde yıkım işlemlerin başlaması üzerine Didim Belediyesi işlemi durdurma kararı aldı. Konuyla ilgili olarak Didim Derneği Yönetim Kurulu yazılı bir basın açıklaması ile söz konusu arazinin Didim’in belleğini barındırdığını ve halen kendilerinin de taraf olduğu […]
  • 10
    AN İTİBARİYLE DİDİM GERÇEĞİ
    Büyükşehirlerden Didim’e kaçış var sanırım. Didim’in en işlek caddesi üzerinde oturuyoruz. Araba plakalarının çoğunluğuna baktığımızda başta Ankara olmak üzere Eskişehir, İstanbul, Çorum vs. gibi plakaların çoğaldığını görüyoruz. Buraya kaçıp gelenlere şunu söylemek istiyorum. Hastanemizin kapasitesi kış zamanlarında bile yetersiz yaz aylarında yaşamış olduğumuz kalabalığı biliyor olmanız lazım. Burası kış aylarında 85 bin nüfusu bile kaldıramıyor. […]