30° Az bulutlu
  • EURO
  • DOLAR

HASAT

Didim Haberleri - Ağustos 16, 2020 21:14 A A

HASAT

Kadını tarlada çalışırken bırakıp ağaçlık bir yer seçiyorum serinlemek için, sanırım bu bir meşe ağacı. Güzel, düz bir kayanın üzerine ilişiyorum. Çağla yeşili kekik balyalarının güneşte daha manidar parladığını, esrik ve esanssı kokusunun rüzgarla mayhoşluk verdiğini fark edip gözlerimi kısarak uzunca bir seyre dalıyorum.

Van Gogh’un şövalesini ve kağıtlarını sıkıştırıp, kavradığı sağ kolunun,  hizamdan geçip uzaklaştığını görür gibi oldum. Sağıma soluma bakınıp yanımda ne kağıt ne kalem getirmediğimi fark edip hayıflandım. Onun gördüğüm siluetinde eskizleri bile vardı, şapkası ve matarası da…

Yerimden kalkıp birkaç tarla boyunca yürüyorum. Vincent Van Gogh, bir yakın arkadaş gibi eşlik ediyor bana. Elimdeki kitapta yazdığı gibi:  “Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da canım her istediğinde onu telefonla arasaydım.”

O zamanlar telefon var mıydı,  emin değilim ama şu an medeniyetten uzak bir yerde olduğuma eminim. Bunu özellikle istedim, birkaç günlüğüne de olsa dikkat dağıtıcılardan uzak kalmak iyi geldi. Ne kadar minimize etsem de, teknoloji çağında yapamıyoruz bunu.

“O dönemde telefon denen şey olsaydı, belki Vincent oturur şu garip bulduğum oyunlardan oynar, o harika tabloları yapamazdı, ya da sosyal hesaplara takılır, güneşin batışını kaçırırdı,” diye düşünüyorum. Etrafın fotoğraflarını çekerek eve varıyorum. Bulunmuş en iyi icatlardan biridir bence fotoğraf makinesi.

İlk akşamım, yolun yorgunluğu ile erkenden uyuyarak bitiyor. Sabahın ilk saatleri ile ev ahalisinde bir hareketlenme var. Saat altı civarı güneşle uyanmak hoşuma gidiyor. Kendimi aktif ve yaratıcı hissediyorum. Temmuz sıcağı ve gündelik hayat burada da aynı tabii ki; çamaşır, bulaşık, yemek, fakat her şey iki misli performans istediği için bir anlamda yorucu oluyor. Yemek yapmak için ateş yakıyoruz evin bilge kadınıyla.

Çeşmeden su akmıyor, doldurup getiriyorum tankerden.

“Bunları yaşamak gerek,” diye düşünüyorum. Bana bakarsanız alışkınım çocukluğumu hem köyde hem kentte geçirmiş biriyim. Okul yıllarımda izcilik yaptığım için bu yaşam bana hiç uzak değil.

“Bünyeyi böyle şoklayıp şaşırtmak iyidir,” diyorum. Öğle sıcağı ile sinekler bir yaygara koparıp çevrede dönüp duruyor. Doğru tabirle yapışıyorlar.

Gözlerim, evin en kıdemlisi, en kıymetlisi yaşlı kadını arıyor. Tam tamına seksen sekiz yaşında. Onu ahırda bir kaç kuzu için bir leğene meyve doğrarken buluyorum. Elma, armut cinsinden meyveleri doğruyor. Ne şanslı kuzular… Sanırım tek çeşit beslenmesinler diye yapıyor bunu, saman ve yem vermiyor sadece. Çehresini yandan görüyorum. Çok güzel bir kadın, elmacık kemikleri belirgin. Beli eğilmiş ama gençliğini düşünmeden edemiyorum. Onu oturduğu yerden kalkıp doğrulurken hayal edebiliyorum uzadıkça uzuyor boyu, boynu.

Bu toprak, ellerini eskitmeden önceki kınasının rengini, şalvarındaki çiçeği, seğirdişini görüp sedasını duyuyorum. Az ileride av köpeği var, zavallı köpeğe iki gündür kuru ekmek veriliyor.  Halinden memnun gibi… İki sene önce başka birine verilmiş ama kaçıp gelmiş, menü orada daha da kötü olmalı.

Ev ahalisi kekik tarlasına iniyor, ben de bir işe yaramak için yemek hazırlamaya girişiyorum. Öğle vakti çardağa iyiden iyiye sıcak çöküyor. Kitabımı alıp biraz uzaklaşıyorum evden. Asmaların içindeki büyük, koyu gölgeli ceviz ağacının altına sandalyemi açıp oturuyorum.

Karşımda üzüm bağları… Eylül sonu bağ bozumu olacak, fırsatını bulursam tekrar geleceğim. Okumaya başlamalıyım yoksa elimde sürünecek bu kitap. Sayfa elli üç, hah buldum. Asma yapraklarının iriliği salkım salkım üzümleri gizlemiş, cırcırlar hiç durmadan konuşurken ceviz yapraklarının mutluluktan başları dönüyor, bu rapsodiyi dinliyorum. Sıcak toprak yüzüme doğru savruluyor.

Vincent’ı düşünüyorum. İpe sapa gelmez insanlarla yola çıkan, büyük işler yapmak isterken her seferinde hayal kırıklıkları ile histeri krizleri geçiren o turuncu saçlı adamı… Empati duygusuyla ezilen, hassaslaşan bu insan, kendine layık görülmemiş sevgiden, alakadan yoksundu. Bu yoksunluk onu yalnızlaştırmış, belki de bir yetenek abidesi yapmıştı.

“İyi ki de,” dedi Vincent, “onların samimiyetsiz sevgileri yok. Uçsuz bucaksız başakların, üzüm bağlarının, mısırların, pespembe bulutların ya da ulu ağaçların büyüsünde sema edemeyen yüzeysel insanlar varsın olmasın zaten.”

Kafamı doğrultup baktım, o idi. Yanımda durmuş, elimde tutuyor olduğum fotoğraf makinesine gözlerini dikmiş bakıyordu. Turuncu saçlarını kamufle eden hasır bir şapka takmıştı. Çenesi köşeli denecek kadar belirgindi. Kendime yakın bulduğum bir insan bana nasıl bu denli tuhaf gelmişti? Ya da onu zihnimde farklı betimlemiş olduğumdan böyle hissettim, bilemiyorum.

Bunları düşünürken, “Elindeki şey ne işe yarıyor dostum?” dedi.

Yani aslında benim de teferruatlı bilmediğim bir cihazdı bu. Kompozisyonuma, kadrajıma azıcık güvenerek fotoğraf çekiyordum. Az çok seviyordum, ama teknik bilgim yok denecek kadar azdı.

“Neden merak ediyorsun?” diye sorarak zaman kazandırdım kendime. Asma bağının içindeydik.

“Hadi gel benimle, şu elindekinin ne işe yaradığını orada anlatırsın,” dedi.

Hiç bir şey demeden yerimden doğruldum. Koşuya hazır bir atlet gibi sağ dizim yerde sol dizim bükülüydü çünkü. Kalktım, o önde, ben ardında yürümeye başladık. Bir kaç tütün tarlası geçtikten sonra ötede duran şövalesini göstererek “Çok az kaldı,” dedi. Bir taraftan makineyi nasıl anlatacağımı düşünüyordum. Vardığımızda bitmek üzere olan olağanüstü bir resimle karşılaştım. Tabi ya, “Hasat” isimli tabloydu bu, tablonun içindeydik.

“Vincent, fırçalarını göremedim,” dedim.

Resim yaparken fırçadan ziyade daha çok parmaklarını kullandığını söyleyip, biraz maviye biraz beyaza batırdı parmak uçlarını. Yüzünde sakinlik ve dinginlik vardı.

Onu ilk gördüğüm andaki gibi kaygılı ve huzursuz değildi artık. Bir an boş bulundum, onun baktığı tarafa yöneldim, vizöre baktım ve deklanşöre bastım.

Vincent yerinden birkaç adım geri sıçradı.

Geldiğimiz yolu çok hızlı geçtiğimi, geri döndüğümde kan ter içinde nefes nefese kaldığımı hatırlıyorum. Elimde makine yerine J. D.  Salinger’in kitabını tutuyordum.

 

Bu haber 512 kez okundu.
bir kap su
Didim Haberleri - 21:14 A A
BENZER HABERLER
haber hattı

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

HAVA DURUMU

24 Eylül 2020 PERŞEMBE
30°
  • CUM 31.4°
  • CTS 33.0°
  • PAZ 27.4°

HABER LİSTESİ

  • 01
    Bize hatırlattıkların için teşekkürler Coronavirüs!..
    Dün sosyal medyada güzel bir video paylaşıldı… Ben de ilgiyle ve biraz da farkındalıkla izledim… Video coronavirüs’e  teşekkürle başlıyordu ve devamında bizlere unuttuğumuz bazı ŞEY’leri tek tek  hatırlatıyordu… İşte o videodaki SES’e kulak verelim: “Teşekkürler Coronavirüs. Bizi silkelediğin için!.. Bize daha büyük bir şeye bağlı olduğumuzu gösterdiğin ve düşündürdüğün için!.. Teşekkürler, bize bollukla, sağlıkla, özgürce […]
  • 02
    6 Kilo Uyuşturucu Aydın’a Sokulmadı
    Aydın Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce Aydın il merkezinde uyuşturucu madde ticareti ve kullanımını önlemeye yönelik yapılan operasyonda K9 Narkotik köpeği Çayra’nın da yardımıyla uyuşturucu ele geçirildi. 22.03.2020 günü Doğu illerinden aydına yüklü miktarda uyuşturucu madde getireceği istihbaratı alınan  K. İ. isimli şahsın kullanmakta olduğu aracında yapılan yapılan aramada, araçın çeşitli yerlerinde ve […]
  • 03
    Didim’de yalnız yaşayan kadın evinde ölü bulundu
    Didim’de bir kadın evinde ölü bulundu Didim’de yalnız yaşayan  kadın evinde ölü bulundu Olay Yeni Mahalle 825 sokak Yusuf Apartmanı No:4 Kat 1’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; ailesi yurt dışında yaşayan ve uzun yıllardır Didim’de tek başına  ikamet eden Funda Yıldız’dan (45) komşuları bir süredir haber alamadı. Apartmanda duyulan koku üzerine komşular durumu polise […]
  • 04
    Altınkum Vakıf Tesislerinde Yıkım Başladı
    Altınkum Vakıf Tesislerinde Yıkım Başladı Yıkımı Zabıta Durdurdu Altınkum Yalı Caddesi üzerinde bulunan ve Didimlilerin park olmasını istediği,  ancak halen belirsizliğini sürdüren ve Vakıf Arazisi olarak bilinen yerdeki metruk binalar yıkılmaya başlandı. Gazetemiz e gelen haberler üzerine görüştüğümüz yetkililer metruk binanın bazı hayati tehlike yaratmaya başladığını ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü olarak yıkıma başladıkları söylendi. Didim […]
  • 05
    Didim İmam Hatip Ortaokulu Kapatıldı
    Didim İmam Hatip Ortaokulu Kapatıldı Didim’de Çamlık Mahallesinde Kurulan Didim imam hatip Ortaokulu ve Yenimahalle’deki pansiyonlu Anadolu İmam hatip Lisesine  talep olamaması üzerine,  Didim İmam Hatip Ortaokulu ile Didim Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin  olduğu binaya taşınacak. Geçtiğimiz yıl  200 Kişilik pansiyonu 24 dersliği bulunan liseye yeterli öğrencinin başvurmaması üzerine  okul yeterli  kapasiteye ulaşamadı. Didim’in Y […]
  • 06
    Korona Günlerinde OSB Yeniden mi Hortluyor?
    Didim’de geçtiğimiz yıl Tarım Bakanlığınca yatırım planlarına alınan Didim’de Su Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi ve Balık Çiftliklerinin  yapımıyla ilgili Didim kamuoyunun tepkisi ve toplanan 40 bine yakın imzaya rağmen,  AK Parti Aydın Milletvekili Rıza Posacı, Didim’de kurulması planlanan Su Ürünleri Organize Sera Bölgesi (OSB) ile ilgili yaptığı açıklamada ilçedeki çevreci tepkileri eleştirdi. Yapılması planlanan  Balık […]
  • 07
    “SAKIN EV VE ARSA SATMAYIN DİDİM’E OTEL YAPMAYIN(!)”
    “SAKIN EV VE ARSA SATMAYIN DİDİM’E OTEL YAPMAYIN(!)” Didim’in fahri hemşerisi Turizmci Hüseyin Baraner’den korona sonrası turizm ile ilgili öngörüler ve tavsiyeleri ve öngörülerinde  “En az beş yıl otel yapmayın” yakarışı ve  ” Arsası, evi, yatırımı olanlar sakın ola yerinizi satmayın” önerisi dikkat çekiyor. Gazetemize de yaptığı açıklamaların dikkat çeken bölümlerinde Baraner,  uzun dönem öngörüleri […]
  • 08
    400 TEKNE SALDIRI İÇİN GÜN SAYIYOR !
    400 TEKNE SALDIRI İÇİN GÜN SAYIYOR ! Didim’de kaçak avcılığı ile mücadele edilen deniz patlıcanı olarak bilinen deniz canlısının avlanması ile ilgili olarak avlanmasının 28 Eylül 2020 itibariyle serbest bırakılacağını duyan ruhsatlı tekneler hazırlıklarına başladılar. “Didim Sivil Gelişim Gurubu” bileşenlerinden Didim Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneği (DİHAD) Didim Derneği  adına bilgilendirme paylaşımı yapan  DİHAD yöneticisi […]
  • 09
    “DİDİM’İN BİR DEĞERİNİ DAHA YİTİRMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”
    DİDİM’İN BİR DEĞERİNİ DAHA YİTİRMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ Dün gazetemize haber olan Altınkum Yalı Caddesi üzerindeki Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait metruk tesislerde yıkım işlemlerin başlaması üzerine Didim Belediyesi işlemi durdurma kararı aldı. Konuyla ilgili olarak Didim Derneği Yönetim Kurulu yazılı bir basın açıklaması ile söz konusu arazinin Didim’in belleğini barındırdığını ve halen kendilerinin de taraf olduğu […]
  • 10
    AN İTİBARİYLE DİDİM GERÇEĞİ
    Büyükşehirlerden Didim’e kaçış var sanırım. Didim’in en işlek caddesi üzerinde oturuyoruz. Araba plakalarının çoğunluğuna baktığımızda başta Ankara olmak üzere Eskişehir, İstanbul, Çorum vs. gibi plakaların çoğaldığını görüyoruz. Buraya kaçıp gelenlere şunu söylemek istiyorum. Hastanemizin kapasitesi kış zamanlarında bile yetersiz yaz aylarında yaşamış olduğumuz kalabalığı biliyor olmanız lazım. Burası kış aylarında 85 bin nüfusu bile kaldıramıyor. […]