18° Açık
  • EURO
  • DOLAR

MÛSİKÎ MUALLİM MEKTEBİ BİNASI’NIN BAŞINA GELENLER

Didim Haberleri - Eylül 14, 2020 11:14 A A

MÛSİKÎ MUALLİM MEKTEBİ BİNASI’NIN BAŞINA GELENLER

Cumhuriyet tarihimizin bu nadide binasının başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi.

Mustafa Kemal ve çalışma arkadaşları 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyetimizi ilan ettikten hemen altı ay sonra bir mûsikî muallim mektebi (müzik öğretmen okulu) kurmanın gerekliliğine karar verdiler. İstanbul’dan çağırılan Zeki Üngör 1 Nisan 1924’te okulun kurucu müdürlüğüne atandı, 1 Eylül 1924’te okul resmen kuruldu, 1 Kasım 1924’te ise Cebeci’de Şakir Ağa isimli bir vatandaşın üç kerpiç yapıdan oluşan oteli tahsis edildi ve Erkek Muallim Mektebi’nden seçilen altı öğrenciyle derhal eğitime başlandı. Şu hıza bakar mısınız…

Okulun öğretmenlerini Zeki Üngör İstanbul’dan davet etmişti. Piyanist Sadri, viyolonist Halim, viyolonselist Nedim ve flütist Kadri.

Dolayısıyla okul müfredatı da bu kadroya göre hazırlandı:

Talimatname, madde 9:

Mûsikî Muallim Mektebinde talim edilecek aletler şunlardır: 1- Keman, 2- Piyano, 3- Flüt, 4- Viyolonsel

***

Zeki Üngör anlatıyor:

(…) Halifeliğin kaldırılmasından oldukça önceydi, bir gün rahmetli dostum Mazhar Müfit’le (Kansu) Şişli’deki evimde otururken, Ankara’dan Mustafa Kemal Paşa’nın özel kalem kâtibi Hayati Bey’den bir mektup aldım. Beni Ankara’ya davet ediyorlardı. Ertesi gün de bir memur geldi, daveti tekrar etti. Kalktım, elimde kemanım, gittim. Mustafa Kemal Paşa’yı zaten tanırdım. Çankaya Köşkü’nde ziyaret ettim: “Hoş geldin Zeki Bey, artık burada beraber çalışacağız,” dedi. Ben de “Tabii efendim, emredersiniz,” cevabını verdim. Fakat çalışmak için orkestra lazımdı. O zamanki Ankara’da böyle şeyler hak getire. Beş altı gün sonra İstanbul’a  dönerek piyanist Sadri, viyolonist Halim, viyolonselist Nedim ve flütist Kadri’den oluşan ufak bir orkestra heyetini Ankara’ya gönderdim. “Asıl orkestra temin edilinceye kadar idare eder, ihtiyacı giderir,” diyordum. Bir hafta sonra, yine Halife’ye görünmeden yalnız başyaveri Edip Bey ile görüşerek tekrar Ankara’ya gittim. (…)

***

Zeki Bey ve arkadaşları müfredat programını hazırlarken bir şeyi unuttular. Unutmak değil, akıllarına gelmedi. Yetiştirdikleri öğretmenleri yollayacakları Anadolu’nun müzik kültürüne dair herhangi bir ders koymadılar programa. Okula bir Türk müzik kültürü enstitüsü veya birimi gibi bir kürsü kurmayı da akıl edemediler. Mûsikî muallimi adaylarına beşer onar türkü öğretip bağlamayı, sipsiyi, kemençeyi, tulumu, zurnayı, kavalı hiç değilse şöyle bir tanıtmayı hiç düşünmediler, bu kültürün varlığından haberdar değillerdi çünkü.

Oysa dillendirmemiş olsa da Gazi Paşa’nın gönlünde yatan böyle bir aslan vardı ki taaa on sene sonra bunu ifade etti:

“Efendiler, güzel sanatların hepsinde ulus gençliğinin ne şekilde ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Bu yapılmaktadır. Ancak bunda en çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk Müziği’dir. Bir milletin yeni değişikliğinde ölçü, müzikte değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir. Ulusal, ince duyguları, düşünceleri anlatan yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, bunları bir gün önce genel, son müzik kurallarına göre işlemek gerektir. Ancak bu şekilde Türk Ulusal Müziği yükselebilir, evrensel müzikte yerini alabilir. Kültür İşleri Bakanlığının buna değerince önem vermesini, kamunun da ona yardımcı olmasını dilerim. (Mustafa Kemal Atatürk, 1 Kasım 1934, T.B.M.M. açış konuşmasından.)”

Zeki Bey ve arkadaşları üstün bir performansla, olağanüstü bir çalışma sergilediler. Mûsikî Muallim Mektebi’ne ilk yılın sonuna doğru İstanbul Balmumcu Öksüz Yurdundan seçilen 6 öğrenci daha alınarak öğrenci sayısı 12’ye yükseltildi. İkinci yılda yine öksüz yurdundan getirilen öğrencilerle öğrenci sayısı 40’a ulaştı. Üçüncü yılında ise öğrenci sayısı, 24’ü kız olmak üzere 71 oldu. İzleyen yıllarda öğrenci sayısının giderek artması ve gerek çalgı eğitimi gerek ses eğitiminde düzeyin yükselmesi ile birlikte okulun öğrenci orkestrası ve korosu da gelişmeye başladı.

Sayı artıp okulun bulunduğu kerpiç bina yetmemeye başlayınca 1928’de Ernst Arnold Egli tarafından projelendirilen, Cebeci’deki şık, muhteşem ve modern binanın inşası hızla tamamlanıp buraya taşınıldı. Bina, bir konser salonu ve fuayesi, idari ofisleri, sınıfları, yemekhanesi, öğrenci yurtları, çalışma ve okuma odaları ile kompleks ve çok güzel bir yapıydı.

Bu arada yıllar içinde daha önce Avrupa’ya eğitim için gönderilen Ekrem Zeki Ün, Ulvi Cemal Erkin, Cezmi Erinç, Necil Kazım Akses, Hasan Ferit Alnar, Cevad Memduh Altar, Ahmet Adnan Saygun, Halil Bedii Yönetken, Afife Hanım ve diğer hocaların yurda dönmesiyle okulun eğitim kadrosu iyice güçlendi.

1937’ye kadar bu çatı altında hem müzik öğretmenleri, hem de sonradan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası adını alacak olan Riyaset-i Cumhur Orkestrasına sanatçılar yetiştirildi. Ne var ki okulun adını ve asıl kuruluş amacını oluşturan müzik öğretmeni yetiştirme işinin biraz ihmal edilip ilk on üç yılda daha çok sanatçı yetiştirmeye ağırlık verildiği söylenegelir.

Okulun korosu ve orkestrası sıklıkla köşke davet edilip ya Mustafa Kemal ve arkadaşları için, ya ülkeyi ziyaret eden yabancı ülkeler temsilcileri, devlet başkanları için konserler verdiler. Koronun köşke bir gidişinde, konserin bitiminde bir sürpriz yaşandı. Gazi Paşa başarıyla seslendirilmiş olan madrigaller ve koraller için tebrik ettikten sonra beklenmedik bir soru sordu.

“Gençler, tebrik ve teşekkür ederim. Hiç türkü biliyor musunuz?”

Koro üyesi öğrenciler ve şefleri Afife Hanım, ne cevap vereceklerini bilemediler. Türkünün ne olduğu hakkında hiçbir fikirleri yoktu çünkü.

“Hayır efendim, bilmiyoruz.”

“O halde ben bir türkü öğreteyim size. Daha sonra geçer salonda yemeğimizi yeriz hep beraber. Hocam, ben çocuklara öğretirken siz de lütfen notasını yazabilir misiniz?”

Afife Hanım da, gençler de neye uğradıklarını şaşırmışlardı. Koskoca Gazi Mustafa Kemal Paşa kendilerine müzikle ilgili bir şeyler öğretmek istiyordu. Afife Hanım telaşla çantasına koşturdu, dizekli defterini, kalemini ve silgisini aldığı sırada Gazi, Manastır türküsünü öğretmeye başlamıştı bile.

***

Ahmet Bekir Palazoğlu, “Başöğretmen Atatürk” adlı anı kitabında anlatıyor:

(…) Bir akşam yine Ankara Mûsikî Muallim Mektebi Korosu Çankaya Köşkü’nde bulunuyordu. Korodan çeşitli parçalar dinledikten sonra, öğrencilere türkü bilip bilmediklerini sordu. Öğrencilere hiç türkü öğretilmemişti. Bu hususu da kendisi tamamlamak isteyerek koroya Manastır Türküsü’nü öğretinceye kadar söyledi. Öğrenciler bu türküyü kulaktan öğrenmeye çalışırken öğretmenlere de türkünün notasını yazmalarını rica etti. Öğretmenler, öğrenciler kadar heyecanlı oldukları için türkünün notasını yazmakta güçlük çekiyorlardı. Gazi, arada sırada notanın yazılıp yazılmadığını soruyor, müspet cevap alamayınca yorulmadan söylemeye devam ediyordu. Türküyü on-on beş kere söylemişti ki, notaya alınmadan önce öğrenciler kulaktan öğrenmişlerdi. Türküyü yandaki salonlardan birinde biraz çalıştıktan sonra Gazi’ye söylediler. Çok memnun oldu. Bu sırada yanlış bulduğu bazı kısımları da düzeltmekten geri kalmadı. Mûsikî Muallim Mektebi korosu, Manastır türküsünü, Alın Benim Bağlamamı, Vardar Ovası, Alişimin Kaşları Kara, Atladım Bahçene Girdim, Akşam Oldu Yine de Bastı Kareler şarkı ve türkülerini Gazi’den öğrendiler. (…)

***

1938-39 öğretim yılında okulun müzik öğretmeni yetiştiren bölümü Eduard Zukmayer başkanlığında Gazi Orta Muallim Mektebi’ne taşınınca binamızın adı Ankara Devlet Konservatuvarı oldu. Sonraki yıllarda öğrenci sayısının giderek artması üzerine projeyi çizen Ernst Arnold Egli’nin tasarımına uygun eklemeler yapıldı. 1953 ve 1957’de yapılan bu eklemelerden sonra bina bugünkü görüntüsünü aldı.

1985 yılında konservatuvarımız Beşevler’e taşınınca bir süre boş ve sahipsiz kalan binamızı daha sonra Mamak Belediyesi sahiplenerek belediye nikâh ve evlendirme dairesi yaptı. Bu olunca kaçınılmaz olarak özel bir firma, havuzlu iç bahçesini “Konservatuvar Tesisleri Düğün Salonu” adıyla işletmeye açtı.

2014 yılında binayı ziyaret ettim ve “Konservatuvar Tesisleri Düğün Salonu” rezaletini gözlerimle gördüm, fotoğraflar çektim ve aşağıdaki yazıyı yazıp AKOB (Akdeniz Opera Bale)  Dergisi’nde yayınladım.

***

KONSERVATUVAR TESİSLERİ DÜĞÜN SALONU

AKOB Dergisi, 2014

Bir süredir bu konuya kafayı taktım ya, “Bir de Google sorgulaması yapayım,” dedim kendi kendime. “Acaba binayı hakikaten düğün salonu mu yaptılar?”

1985 yılında olduğu gibi bırakılıp Beşevler’deki hastane binasından bozma binaya taşınıldığında buraya Mamak Belediyesi el koyup belediye ek hizmet binası olarak kullanmaya başlamıştı, bunu biliyordum. Ama bu manevi değeri yüksek, çok ciddî kültür mirasımız olan binanın son zamanlarda düğün salonu olarak da kullanıldığını yenilerde duymuş, yüreğim ezilmişti.

Google’a “Musikî Muallim, Bina, Mamak, Düğün, Salon” anahtar sözcüklerini yazıp sorguladım. Çıkanları yazmayayım, bence siz de aynı işi yapın. Neler gördüğünüze inanamayacaksınız. Aşağıdaki tanıtım, ilgili web sayfasından:

***

Konservatuar Düğün Balo Salonları Hakkında

Saklı Bahçe

Yaz mevsimiyle birlikte düğün törenleri hızla artmakta; mevcut mekânların yetmemesi, ihtiyaçlara cevap verememesi, farklı bir organizasyon arayışı, farklı bir mekân tercihi ve yaz mevsiminin güzelliklerinden yararlanmak istenmesi açık hava düğünlerini cazip kılmaktadır. Farklı 2 mekânımızla siz değerli müşterilerimize hizmet veriyoruz. Ankara’da açık hava düğünü yapılabilecek en mükemmel mekânı arayanlara Ankara’nın göbeğindeki Saklı Bahçemizi görün diyoruz. Şehir merkezinde ulaşım sorunu, park sorunu olmayan tek mekân olan Konservatuar Salonu; metroya 2 dakika mesafededir ve otobüs dolmuş güzergâhında olan avlusunda taksi durağı olan tek mekândır.

Havuz Başı

1920’li yıllarda inşa edilmiş olan eski adıyla Musiki Muallim Mektebi olan, birçok ünlü sanatçı yetiştiren; şimdilerde Mamak Kültür Merkezi adı altında faaliyet gösteren bu yapının içerisinde konservatuar organizasyon tesislerinin 600 kişilik tarih kokan yemekli yemeksiz her türlü organizasyonlarınıza cevap verecek mantıkla yapılmış Havuzlubahçe açık hava salonunu görmeden yapacağınız organizasyonlara karar vermeyin diyoruz.

MKM Kapalı Salon

Ankara merkezde tarihi bir dokuda bulunan salonlardan biri olan MKM Balo Salonu, masa düzeninde 400 kişilik kapasiteye sahiptir. Kongreler, seminerler, bayii toplantıları ve gala geceleri için idealdir. Ses ve ışık düzeni bağımsız bir şekilde çalışabilmektedir. Salon girişinde cumhuriyetin ilk yıllarının esintilerini taşıyan 190 metrekarelik fuaye alanı, gala öncesi kokteyller, coffee breakler için hizmet vermektedir. Salonumuz split klimalı ve kapalı olup otopark ve veya ulaşım sorunu bulunmamaktadır.

Rezervasyon için:

05366057590 (7/24) –  05325235396 (7/24)

***

Derhal linkte verilen birinci telefonu tuşladım.

“Alo, Konservatuvar Tesisleri Düğün Salonu yetkilisi ile mi görüşüyorum?”

“Evet gardaş. Düğün neyim mi varıdı? Temmuz sonuna gader doluyuz. Sonra Ramazan Bayramı geliyor, iki bayram arası düğün neyim olmaz, rezerve düşünüyorsanız ancak Gurban Bayramı ertesine verebiliriz.”

“Bize uyar. Zaten gelinle damat o tarihlerde istiyor. Düğün mekânı hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Bir de, kaç para?”

“Düğün yapacaan, bir de parasını mı soruyon? Hallederiz gardaş, burası Angara’nın en müstesna ve de efendime söyleyim en mutena düğün mekânıdır. Özel park yerimiz var. Yaz düğünü olunca saklı bahçemizdeki havuz başında daha lezzetli oluyor. İçeri salonda nikâh gıyıldıktan sonra orta yerde bir üstü açık avlu var, havuzlu. Gelin, damat, mısafırlar oraya çıkıyorlar, piyanist şantörümüz Gazi bey de eyidir. Zabaha gader herkes göbek atıyor.”

“Nikâhın kıyıldığı, “içeri salon,” dediğiniz yer, orası nasıl bir yer?”

“Tarihî, tarihî… Üç yüz kişilik goltuğu, gocaman sahnesi, duvarında oymaları kakmaları var. En arkasında yokarıda locası var, mühim mısafırlarınızı orada oturtuyoz. Gardaş, çok sorma, gel gör. Bura müstesna düğün salonu; Kemal Atatürk Paşa yaptırmış vaktiynen.”

“Yaaa, öyle mi?” deyip olmayan gelin damada olmayacak olan düğünün rezervesini yaptırmadan kapattım telefonu.

“Sağol birader, biz bir düşünelim. Karar verirsek size döneriz.”

***

Ankara Devlet Konservatuvarı kuruluşundan itibaren 1985 yılına dek bu güzelim, her şeyiyle bir müzik okulu olarak planlanıp inşa edilmiş, yüksek manevi değeri olan binada eğitim verdi. Erkin’ler, Saygun’lar, Akses’ler, daha niceleri burada eğitim gördü, burada eğitim verdi.

Dürrüoğlu’lar, Say’lar, Akyol’lar, Yücelen’ler, Cangal’lar, Güneş’ler, daha niceleri burada müzik eğitimine başladılar.

İçinde derslikleri, atölyeleri, yurtları, konser salonu vs. inanılmaz güzel bir binadır.

1985 yılında bina terk edilip topyekûn Beşevler’deki binaya taşınılırken o günün okul yöneticilerinin hiç mi aklına gelmedi?

“Tamam, biz Beşevler’deki bu hastaneden bozma binaya taşınalım, burası bize yetmiyor. Ama binamızı da vermeyiz. Burada ya müzikoloji ya kompozisyon ya da başka bir bölümümüz kalıp eğitimini sürdürecek. Belki orta kısım burada kalır, liseyi ve yükseği yeni binaya taşırız. Ama bu manevi değeri yüksek binamızı vermeyiz, haberiniz olsun.”

Bunu demek hiç kimsenin hatırına gelmedi, bina terk edilip topyekûn Beşevler’e taşınıldı.

Bugün binamız Mamak Belediyesi’nin sosyal tesisi ve düğün salonu olarak kullanılıyor. Yüzlerce sanatçımızın yetiştiği o sevimli konser salonunda nikâhlar kıyılıyor, göbekler atılıyor.

Bugün kullanılmakta olan Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı binası başlangıçta hastane binası olarak düşünülüp yapıldı, son an kararıyla konservatuvar kullanımına tahsis edildi. O yıllarda şunu demek de kimsenin hatırına gelmedi: “Bu binayı istemeyiz. Bize şöyle doğru dürüst müzik okulu olarak planlanıp yapılan bir bina tahsis edilsin. Baksanıza bunun içinde konser salonu bile yok.”

***

Binaya Ankara Devlet Konsevatuvarı iken son giriş çıkışım Beşevler’e taşınılmasından kısa süre öncesindedir. Seksen dört senesi sonları falan olmalı, tam anımsamıyorum, belki de seksen üç, emin değilim. O sevimli, küçük konser salonunda iki küçük, gelecek vaadeden yeteneğimizin konserini izlemiştik. Fazıl Say ve Muhittin Dürrüoğlu ardı ardına çıkmış, kendi bestelerine de yer verdikleri programlarını çalmışlardı; boy ve yaşlarından hiç beklenmeyecek muhteşem bir performansla, hiç unutmam.

O gün bugündür “Bina”nın içine adım atmak kısmet olmadı maalesef.

Bina, 1927 yılında Avusturyalı Ernest Arnold Egli tarafından projelendirilerek 1929 yılında yapımı tamamlandı. 1924 yılından beri kerpiç bir binada eğitimini sürdüren Mûsikî Muallim Mektebi 1930’da buraya taşındı. Sonraki yıllarda yeni mekânlar eklenerek daha da genişletildi.

1985 yılına kadar Ankara Devlet Konservatuvarı burada eğitimini sürdürdü. Konservatuvarın Beşevler’e taşınmasının ardından bina, Mamak Belediyesi Ek Hizmet Binası olarak kullanılmaya başlandı. Bugün ise Mamak Belediyesi Kültür Merkezi ve ayrıca Konservatuvar Tesisleri adıyla düğün salonu olarak kullanılıyor. Yani bina vaktiyle “MMM” idi, bugün bir harf değişikliği ile “MKM” oldu.

Binamızın yapıldığı tarihlerde çeşitli kurum ve kuruluşlar için Ankara’da pek çok bina yapıldı. Bu binalar hangi kurumlar için yapıldıysa bugün hemen hepsi onların mülkiyetindedir ve hizmet vermeyi sürdürürler.

Bunlardan biri de Musiki Muallim Mektebi binası ile aynı tarihlerde inşasına başlanıp aynı tarihlerde inşası biten Gazi Orta Muallim Mektebi binasıdır. Bina, 1927’de Mimar Kemalettin tarafından projelendirilip 1930 yılında tamamlanıp hizmete girmiştir.

Bugün, Gazi Üniversite’sinin rektörlük, Gazi Eğitim Fakültesi’nin dekanlık binası olarak kullanılan bu muhteşem tarihi bina Gazi Üniversitesi’nin mülkiyetindedir.

Sonradan Ankara Devlet Konservatuvarı binası olarak kullanılan Musikî Muallim Mektebi binasının da bugün Ankara Devlet Konservatuvarı’nı bünyesinde bulunduran Hacettepe Üniversitesi’nin mülkiyetinde olması gerekmez mi?

Üstüme vazifeymiş gibi şu dilekçeyi yazıp yolladım:

Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğüne,

1930-1985 tarihleri arasında Musiki Muallim Mektebi ve Ankara Devlet Konservatuvarı olarak hizmet vermiş olup tarihi ve manevi değeri çok yüksek olan Cebeci’deki bina bugün Mamak Belediyesi mülkiyetinde hizmet vermektedir. Oysa bu bina konservatuvarımızın ilk kurulduğu yıldan itibaren elli beş yıl boyunca bu kurumumuza hizmet etmiştir.

Dolayısıyla Ankara Devlet Konservatuvarını bünyesinde bulunduran üniversiteniz, binanın tartışılmaz sahibidir. 1985 yılında binanın devrine ilişkin olarak yapılan hiçbir protokol ya da sözleşme bu gerçeğin önüne geçemez.

Konunun hukuksal boyutlarının hukuk müşavirliğinizce derinlemesine araştırılıp incelenmesini, binayı üniversitenizin sahiplenmesi konusunda yasal girişimlerde bulunulmasını, daha sonra binanın yeniden ve aslına uygun olarak bir müzik okulu olarak düzenlenmesini saygılarımla arzederim.                                                                    28.06.2013 Yakup Kıvrak

Tahmin edilebileceği üzere bu dilekçeme hiçbir yanıt verilmedi elbette.

Yakup Kıvrak, AKOB Dergisi, Aralık 2014

 

***

Veee mutlu son… Geçtiğimiz haftalarda öğrendim ki yaklaşık otuz beş yıllık vahim hatadan dönülmüş, binamız baştanbaşa restore edilmiş ve “Mamak Sahne Sanatları Uygulama Akademisi” adıyla hizmet vermeye başlamış. Hayırlı uğurlu olsun.

Haydi bu haberi, okuduğum kaynaktan okuyalım.

Yakup Kıvrak, 26 Ağustos 2020, Didim

https://www.mamak.bel.tr/haber/musiki-muallim-mektebi-aslinda-donuyor/

 

Bu haber 123 kez okundu.
bir kap su
Didim Haberleri - 11:14 A A
BENZER HABERLER
haber hattı

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

HAVA DURUMU

19 Eylül 2020 CUMARTESİ
18°
  • PAZ 32.5°
  • PTS 31.9°
  • SAL 32.4°

HABER LİSTESİ

  • 01
    Bize hatırlattıkların için teşekkürler Coronavirüs!..
    Dün sosyal medyada güzel bir video paylaşıldı… Ben de ilgiyle ve biraz da farkındalıkla izledim… Video coronavirüs’e  teşekkürle başlıyordu ve devamında bizlere unuttuğumuz bazı ŞEY’leri tek tek  hatırlatıyordu… İşte o videodaki SES’e kulak verelim: “Teşekkürler Coronavirüs. Bizi silkelediğin için!.. Bize daha büyük bir şeye bağlı olduğumuzu gösterdiğin ve düşündürdüğün için!.. Teşekkürler, bize bollukla, sağlıkla, özgürce […]
  • 02
    6 Kilo Uyuşturucu Aydın’a Sokulmadı
    Aydın Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce Aydın il merkezinde uyuşturucu madde ticareti ve kullanımını önlemeye yönelik yapılan operasyonda K9 Narkotik köpeği Çayra’nın da yardımıyla uyuşturucu ele geçirildi. 22.03.2020 günü Doğu illerinden aydına yüklü miktarda uyuşturucu madde getireceği istihbaratı alınan  K. İ. isimli şahsın kullanmakta olduğu aracında yapılan yapılan aramada, araçın çeşitli yerlerinde ve […]
  • 03
    Didim’de yalnız yaşayan kadın evinde ölü bulundu
    Didim’de bir kadın evinde ölü bulundu Didim’de yalnız yaşayan  kadın evinde ölü bulundu Olay Yeni Mahalle 825 sokak Yusuf Apartmanı No:4 Kat 1’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; ailesi yurt dışında yaşayan ve uzun yıllardır Didim’de tek başına  ikamet eden Funda Yıldız’dan (45) komşuları bir süredir haber alamadı. Apartmanda duyulan koku üzerine komşular durumu polise […]
  • 04
    Altınkum Vakıf Tesislerinde Yıkım Başladı
    Altınkum Vakıf Tesislerinde Yıkım Başladı Yıkımı Zabıta Durdurdu Altınkum Yalı Caddesi üzerinde bulunan ve Didimlilerin park olmasını istediği,  ancak halen belirsizliğini sürdüren ve Vakıf Arazisi olarak bilinen yerdeki metruk binalar yıkılmaya başlandı. Gazetemiz e gelen haberler üzerine görüştüğümüz yetkililer metruk binanın bazı hayati tehlike yaratmaya başladığını ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü olarak yıkıma başladıkları söylendi. Didim […]
  • 05
    Didim İmam Hatip Ortaokulu Kapatıldı
    Didim İmam Hatip Ortaokulu Kapatıldı Didim’de Çamlık Mahallesinde Kurulan Didim imam hatip Ortaokulu ve Yenimahalle’deki pansiyonlu Anadolu İmam hatip Lisesine  talep olamaması üzerine,  Didim İmam Hatip Ortaokulu ile Didim Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin  olduğu binaya taşınacak. Geçtiğimiz yıl  200 Kişilik pansiyonu 24 dersliği bulunan liseye yeterli öğrencinin başvurmaması üzerine  okul yeterli  kapasiteye ulaşamadı. Didim’in Y […]
  • 06
    Korona Günlerinde OSB Yeniden mi Hortluyor?
    Didim’de geçtiğimiz yıl Tarım Bakanlığınca yatırım planlarına alınan Didim’de Su Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi ve Balık Çiftliklerinin  yapımıyla ilgili Didim kamuoyunun tepkisi ve toplanan 40 bine yakın imzaya rağmen,  AK Parti Aydın Milletvekili Rıza Posacı, Didim’de kurulması planlanan Su Ürünleri Organize Sera Bölgesi (OSB) ile ilgili yaptığı açıklamada ilçedeki çevreci tepkileri eleştirdi. Yapılması planlanan  Balık […]
  • 07
    “SAKIN EV VE ARSA SATMAYIN DİDİM’E OTEL YAPMAYIN(!)”
    “SAKIN EV VE ARSA SATMAYIN DİDİM’E OTEL YAPMAYIN(!)” Didim’in fahri hemşerisi Turizmci Hüseyin Baraner’den korona sonrası turizm ile ilgili öngörüler ve tavsiyeleri ve öngörülerinde  “En az beş yıl otel yapmayın” yakarışı ve  ” Arsası, evi, yatırımı olanlar sakın ola yerinizi satmayın” önerisi dikkat çekiyor. Gazetemize de yaptığı açıklamaların dikkat çeken bölümlerinde Baraner,  uzun dönem öngörüleri […]
  • 08
    400 TEKNE SALDIRI İÇİN GÜN SAYIYOR !
    400 TEKNE SALDIRI İÇİN GÜN SAYIYOR ! Didim’de kaçak avcılığı ile mücadele edilen deniz patlıcanı olarak bilinen deniz canlısının avlanması ile ilgili olarak avlanmasının 28 Eylül 2020 itibariyle serbest bırakılacağını duyan ruhsatlı tekneler hazırlıklarına başladılar. “Didim Sivil Gelişim Gurubu” bileşenlerinden Didim Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneği (DİHAD) Didim Derneği  adına bilgilendirme paylaşımı yapan  DİHAD yöneticisi […]
  • 09
    “DİDİM’İN BİR DEĞERİNİ DAHA YİTİRMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”
    DİDİM’İN BİR DEĞERİNİ DAHA YİTİRMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ Dün gazetemize haber olan Altınkum Yalı Caddesi üzerindeki Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait metruk tesislerde yıkım işlemlerin başlaması üzerine Didim Belediyesi işlemi durdurma kararı aldı. Konuyla ilgili olarak Didim Derneği Yönetim Kurulu yazılı bir basın açıklaması ile söz konusu arazinin Didim’in belleğini barındırdığını ve halen kendilerinin de taraf olduğu […]
  • 10
    AN İTİBARİYLE DİDİM GERÇEĞİ
    Büyükşehirlerden Didim’e kaçış var sanırım. Didim’in en işlek caddesi üzerinde oturuyoruz. Araba plakalarının çoğunluğuna baktığımızda başta Ankara olmak üzere Eskişehir, İstanbul, Çorum vs. gibi plakaların çoğaldığını görüyoruz. Buraya kaçıp gelenlere şunu söylemek istiyorum. Hastanemizin kapasitesi kış zamanlarında bile yetersiz yaz aylarında yaşamış olduğumuz kalabalığı biliyor olmanız lazım. Burası kış aylarında 85 bin nüfusu bile kaldıramıyor. […]